Ateşin eritemeyeceği metal, paranın düzeltemeyeceği kötü iş yoktur!

Bahar aylarıyla birlikte her yıl yaşadığımız YANGIN MEVSİMİNE de girdik…
Aklımıza hemen üstte, başlıkta okuduğunuz Çin atasözü geldi; “Ateşin eritemeyeceği metal, paranın düzeltemeyeceği kötü iş yoktur!”
*
Dünde yaşadığımız ADİNİN BAYAĞISI tuzak yangınları şöyle bir aklımızdan geçirdik; inanılmaz bir UTANÇ LİSTESİ karşımıza çıktı.
Nasıl çıkmasın, hemen her yangın sonrası aynı sözler verilmiş; “Yanan yerleri yeniden ağaçlandıracağız!”
Sonra?
Sonrası ortada, en fazla üç – beş yıl sonra yanan ormanlık alanlar imara açılmış, beş yıldızlı oteller dikilmiş…
Hem de gözlerimizin içine baka baka.
Hem de utanmadan!
*
TOKAT GİBİ BİR GERÇEK…
Aşağıda verdiğimiz küçük örnek paranın düzeltemeyeceği kötü işlerin başında geliyor.
SPUTNİK internet sitesinin 2021 yılında, Bodrum yangını sırasında yaptığı haberi okuyalım:
“15 Temmuz 2007’de Güvercinlik mahallesinde 100 hektarlık Kızılçam ağaçlarının bulunduğu ormanlık alanda yangın meydana gelmiş, yangın sonucunda 250 hektar orman alanı ile 30 hektara yakın tarım arazisi ve zeytinlik yok olmuştu.
Dönemin Muğla Orman Bölge Müdürü ve eski AK Parti Antalya Milletvekili İbrahim Aydın “Ormanlık alanlar ve imar yerleri belli. Kesinlikle iddia ediyorum ki yanan yerler ne 2B kapsamında olacak ne de imara açılacak. Dışarıda söylenenlere itibar edilmesin. Yakın zamanda yanan yerleri temizleyeceğiz. Ekim ayında ilk yağmurlarla birlikte tohumlama ve fidan dikimi yaparak yeşillendireceğiz” ifadelerini kullanmıştı.
Ancak bu ifadelere rağmen yanan arazinin bir bölümünde lüks oteller yapıldı. Bölgede yer alan La Blanche Island isimli otel 2012’de, Titanic Deluxe Bodrum 2016’da, Lujo Bodrum Hotel 2018’de açıldı.”
*
VE BİR İNSANLIK HİKÂYESİ…
Babıâli’nin Babıâli olduğu dönemde efsane gazete GÜNAYDIN başta olmak üzere MİLLİYET, FOTOSPOR ve AKİS gruplarında yöneticilik, genel müdürlük görevlerinde bulunmuş olan Erol Kalaycı otuz yıla yakın bir süredir Marmaris’te yaşıyor. Aynı zamanda usta bir kaptan da olan Kalaycı kurduğu USTA MARİN adlı şirketle teknelere, yatlara teknik hizmet vermekte.
Bölgedeki hemen her yangında emeğiyle, elemanıyla, ekmeğiyle yani cebindeki parasıyla yangın bölgesine giden, işi – gücü unutup günlerce o facianın sonlanması için çalışan Erol Kalaycı’ya sorduk:
– Usta, yeni yangın mevsimi kapıda, ne düşünüyorsun?
Aldığımız yanıt bir insanlık dersinin yerel facialara ışık tutacak feneri idi:
– Bölge insanı, işvereniyle, işçisiyle, esnafıyla, köylüsüyle hemen her yangında seferber olur. Bunu çok yaşadık. Fakat atladığımız, görmezden geldiğimiz bir ayrıntı var. Hani o bir yıl boyunca alışveriş yaptığımız, cebimizdeki parayı oluk oluk akıttığımız dev şirketler yok mu, işte onların bu facialarda kılları dahi kıpırdamaz. Çok yaşadık bunu. Ötesinde ise yerel işletmeler, yerel esnaf ceplerindeki beş kuruşun üçünü ortaya koyar, gizli kıyametten kurtulmamız için çaba harcar. Ulusal dediğimiz şirketlerin umurunda değil ama yerli esnaf son derece duyarlıdır bu konuda. Çünkü kendi evi, kendi ciğeridir yanan!
Geçen yangından bir anımı anlatayım.
Ormanda çalışanlar için, yangını söndürmeye çalışan ekipler için su, ayran, yoğurt gibi temel maddeleri almak üzere yerel işletme GOCA DÜKKAN BAYSAL’a gittim. Yüklüce bir alışveriş yaptım.
Kasadaki görevli; “Efendim yangın bölgesi için aldınız değil mi?” diye sordu.
Başımla olurladım.
Kasiyer; “Tamam ağabey, o zaman sizden para almıyoruz” dedi.
Ardından yangın bölgesine erzak taşıyan arkadaşlarımla buluştum. Hepsi de Marmaris’ten milyonlar kazanan şirketlerden alışveriş yapmış, cüzdan dolusu para ödemişlerdi.
Benim yaşadığım bölgesel bir insani duyarlılığın bulunmaz, eşine az rastlanılacak bir örneği idi. ***
Evet, yeni bir yangın mevsimine giriyoruz.
Ateşin eritemeyeceği metal yok ama insan var!
Değil mi?
