NEHİR ŞİİR…

Hiç nehir roman okudunuz mu?
Uydurma lâf!
Uydurmadır, lâftır bir romanın nehir olması.
Roman nehir olmaz; bir başına nehir olur; ikinci ya da üçüncü romana bağlanırsa nehir roman adının verilmesi yayınevi puştluğudur; kazanın dibi, artık kalan da satsın diye.

*
Peki nehir şiir olur mu?
Olur.
Fakat nehir şiir lâfı bizim edebiyatımızda hiç kullanılmamıştır.
Neden?
Çünküsü şu; yazılmamıştır da ondan!
*
İddialıyım değil mi?
Evet iddialıyım.
*
Bizim İbrahim’in / Halil İbrahim Özkan / yeni – ilk şiir kitabı basıldı.
Okudum.
Şiirler nehir.
Deniz değil, nehir diyorum.
Şiirler dalga dalga gelmiyor; usul usul akarak sizi aldığı yerden yine size taşıyor.
Yaşadığını düşün diyor.
Ustalık, şiir işçiliği, şiir ameleliği yok!
Süsleme hiç yok!
Düz, sabırlı bir yürek sesi;
“Diz çöktüğüm sır perdeleri,
hangisi açılır?”
diye sorarken lambur – lumbur tarhana bulgur ekleme yapmamış, sözlükten sözcük aramamış ve de en önemlisi kimseden çalmamış!
*
Bizim İbrahim / Halil İbrahim Özkan / dehşetli bir ses veriyor ÇAĞDAŞ TÜRK ŞİİRİNE… Şaire, şiirlere dikkat!
AYNADAKİ MÜNZEVİ’nin yarın imza günü var, anlatacağım…
