Medya

Soner Yalçın’ın Halil Bezmen belgeseli ve… / 1

Soner Yalçın’ın Halil Bezmen belgeseli ve… / 1

Efendim;  biz 52 yıllık gazetecilik yaşamımızda böylesine uyduruk işlere, ilişkilere asla bulaşmadık ya da taraf olmadık.

Fakaaaaat, fakatı var;
OdaTv’nin ORADAYDIM belgeseli bizim de kapanmamış bir yaramızı deştiği için yazalım dedik. Yoksa tarafların ya da dünde ve bugünde ucuz, kolay gazetecilik yapanların pazara düşmüş iplikleriyle, maskeledikleri adinin bayağısı çekişmeleriyle, namussuzluklarının, alçaklıklarının çetelesini tutmakla işimiz olmaz.
Bu ağdalı girişin ardından büyük bir olasılıkla iki bölüme zor sığdıracağım “KİM, KİMİ DÖVECEK?” başlıklı dizimize gelelim.
Keyifli okumalar…

OTUZ YIL SONRA AÇILAN DOSYA

Yaşamın hemen her boyutunda olduğu  gibi gazetecilik nam kutsal meslekte de  anayasa vardır, vazgeçilmez kurallar vardır. Öyle ki bu kurallardan birinin bile noktasına, virgülüne yani en küçük ayrıntısına uymazsanız aradan 30 – 40 yıl bile geçse yaptığın hata / yanlış unutulmaz gün gelir birileri tarafından arşivden çıkarılıp yüzüne vurulur!
Yani?
Yanisi şu, YÜZÜNE TÜKÜRÜLÜR!
25 Mayıs 2025 Pazar günü OdaTv’nin youtube kanalına girdiğimizde Soner Yalçın ve ekibinin hazırladığı ORADAYDIM belgeselinin Halil Bezmen bölümüne rastladık.
Aynı gün Sayın Bezmen’in instagramdaki resmi sayfasında şu duyuru yayınlandı;” Soner Yalçın, Oğuz Ok, Bulut Gezer ve Sina Koloğlu imzası ile hazırlanan Oradaydım Belgeseli için OdaTV benimle özel bir röportaj gerçekleştirdi. Tamamı YouTube kanalımda ve OdaTV YouTube kanalında yayında.
***
90’lı yıllarda  gazete ve televizyonlar tarafından / özellikle de Hürriyet sonrasında ise Milliyet, SABAH ve GÜNAYDIN – Show TV ve Kanal D / çökertilen Halil Bezmen belgeselde net bir şekilde konuşmuş, geçmişte bir kaç kez yaptığı gibi bu söyleşide de hesabını vermiş.
Fakat  Sayın Bezmen kendisini vatan haini, devlet kazıkçısı, teröre yataklık yapan adam, tarihi eser kaçakçısı olarak suçlayan, ilan eden zamanın MEDYA ÇETESİ patronlarından Erol Simavi, Haldun Simavi, Aydın Doğan, Erol Aksoy, Dinç Bilgin’in adlarını dile getirmiyordu.
Dahası PATRONLARININ TALİMATIYLA bu haberleri yapan BÜYÜK STAR(!)  Uğur Dündar ile manşetleri atan  FIRDÖNDÜ – HACIYATMAZ – CAMBAZ lâkaplarının hakkını veren Ertuğrul Özkök’ten hiç söz edilmiyordu.
Belki de etti, belgeseli yapan Soner Yalçın hazretleri kesti, bilemiyorum.

Bu arada şunu belirteyim;
Özellikle Uğur Dündar’ın alkışlanacak (!) gazeteciliğiyle BEZMEN OLAYI patladığında aktif gazeteci olduğumuzdan tüm haberleri toplayıp, not defterlerimize aktarıp arşivimize atmıştık. Harp var, darp var;  gün gelir gerek  duyarız düşüncesi ve ustalardan öğrendiğimiz “Efkârı umumiyenin hafızası yoktur, arşiv ise asla unutmaz!”mantığıyla sakladıklarımız düne kadar arşivde duruyordu…


MENSUCAT SANTRAL’IN UNUTULMAZ PATRONU FUAD BEZMEN’DEN ÖTÜRÜ FUAD ALEV ÇUKURKAVAKLI OLACAKTIM


Ayrıca BEZMEN OLAYINA ilgimiz gazeteciliğimizin sınırları içinde kalmıyordu. Çünkü 1956 yılında 7 Ağustos’u 8’ine bağlayan gece 00.01’de Zeytinburnu’ndaki Santral Mensucat Fabrikası’nın / annem fabrikanın adını böyle tersten söylerdi / kapısında, gece vardiyasının bittiği anda doğmuştuk. Yani bir dakika önce anamızın mesaisi bitmeden içeride doğsak o zaman kural olan fabrika sahibi Fuad beyin adını ön ad olarak alıp Fuad Alev Çukurkavaklı olacaktık.
Yine anamızın anlattığına göre fabrikada doğan çocukların ( kız – erkek ) tüm eğitim masrafları üniversiteyi bitirene kadar ödenir, çocuklara maaş bağlanırmış.
Düşünebiliyor musunuz henüz 1960 devrimi yaşanmamış, / işçi hakları açısından ben 27 Mayıs 1960’ı darbe değil devrim olarak nitelerim / sendika yok, Demokrat Parti’nin işçi düşmanı politikaları sürerken bir fabrikatör / Fuad Bezmen / işçi kadınlara doğum yardımı yapıyor, çocuklarını okutuyor.
Bu nedenle Ankara Rüzgârlı Sokak’ın ekonomisi en sağlam gazetesi YENİGÜN’ü yaratan annem Fatoş hanım Fuad Bezmen’i her zaman saygıyla andı, kendi çalışanlarına da daha 20’li yaşlarda işçi iken örnek aldığı patronu gibi davranmaya özen gösterdi…

“BEZMEN AİLESİ DEVLETİ KAZIKLADI”
Yeniden dönelim ORADAYDIM  belgeseline.  Halil bey isim vermiyor ya da verdiği isimler kesildi dedik. Bu isimlerin başında Erol Aksoy geliyor. Hürriyet’e ortak olan Aksoy, Bezmen’in bir fabrikasını satın almak bir diğerine de ortak olmak istiyor. Yani bugünkü deyimiyle adamın derdi ÇÖKMEK!
Halil bey yol vermeyince de; “Seni batırırım” diyor ve gazete – televizyon – banka üçgeni içinde Bezmen’i boğmaya çalışıyor, beceriyor da!
Aksoy’un buradaki en önemli silahşoru ise Uğur Dündar olarak karşımıza çıkıyor.


PEKİ,  BUNCA YIL SONRA BELGESEL NEDEN YAPILDI?
Önce belgeselin efendisi Soner Yalçın’a bakalım: Aydınlık Dergisi’ne göre Soner Yalçın basın tarihimizin “lekeli” isimlerinden biri.  

EFENDİ KİTABI – 2007 yılında dergi, bugün ise gazete olarak yayınlanan Aydınlık, Yalçın’ı Milli İstihbarat Teşkilatı’na “ayakçılık” yapmakla suçlamıştı. Dergi daha da ileri gidip Soner Yalçın’ın EFENDİ adlı Sabetaycıları anlattığı kitabının Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından yazıldığını iddia etmişti. / Ocak 2007 Aydınlık /
SAĞIR ODA SENARYOSU – Öyküsü Soner Yalçın ve Cüneyt Özdemir tarafından oluşturulan SAĞIR ODA adlı dizinin senaryosunun da çalıntı olduğu iddia edildi.
Tiyatro sanatçısı – yazar Canan Aydoğdu ortaya çıkıp;”Bu senaryoyu ben 1999 yılında yazdım ve tescil ettirdim. Adı KIRK TİLKİ’dir, çalmışlar” dedi ve mahkemeye verdi. / Şubat 2007 Takvim /
VE SAMİZDAT – Soner Yalçın’ın Ergenekon’dan tutuklu olduğu günlerde cezaevi bilgisayarında yazdığı SAMİZDAT adlı kitap var. İsim ilginç değil mi, kimse ne anlama geldiğini bilmiyor. Bilenler var tabii ki, casusuluk – ajanlık – majanlık işleriyle ilgilenenler ve de Rus diline vakıf olanlar bunun Ekim Devrimi Rusya’sında yeraltı basımına verilen ad olduğunu bilir.

/ SAM – samoe : Kendi – İZDAT: Basım … Kendi bastırdığım kitap /
Neyse, ayrıntısını daha sonra anlatacağımız bu kitabın  492’nci sayfasına Ergenekon iddianamesini alıp koyuyor ve sanki alçak – kaçak savcı Zekariya Öz ve onun ayakçılarına; “Alev Çukurkavaklı da Ergenekon’un medya yapılanmasında, onu neden içeri almıyorsunuz?” diye soruyor ve  yol gösteriyor.
Efendi, hazret; namuslu bir gazeteci, değil bir gazeteciyi normal vatandaşı bile kitabına bu şekilde koyar mı? Muhatabından da yahu siz ne diyorsunuz diye görüş almaz mı?
*
Bizim camiada bir tekerleme vardır:
Sen kitap yaz, basılmaz diye korkma. Yaz, çekmecene koy… Gün gelir evini polis basar, yazdıkların gider. Sonra bir gün bakarsın iki Yalçın’dan birinin adıyla basılmış!
*
Değerli okur; EŞEĞİN BÜYÜĞÜ ŞU ANDA AHIRDA!
Peki bunca yıl sonra bu belgesel neden yapıldı sorumuza ikinci bölümde yanıt aramayı sürdüreceğiz…

SÜRECEK


 


Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.